...Böyle tek bayrak altında tek yürek olalım her zaman...
Cumhuriyetimizin 85.yıldönümü kutlu olsun tüm cumhurumuza…
29 Ekim 1938 ’den bazı bilgiler aktarmak istiyorum.Yani Atamızın son Cumhuriyet Bayramından…
“ …….Atatürk,Cumhuriyet Bayramlarında sabaha kadar ayakta olur,bu günü adına yakışır ve neşeli bir şekilde kutlayan bir insandı.Ancak 1938 yılı onun için sancılı ve zor bir yıldı.Adeta Dolmabahçe Sarayı’na hapsolmuş,ölümü beklemekteydi.Takatsiz,zayıflamış,süzülmüştü.Sesi kesik kesik çıkıyordu.Ayları değil,günleri sayılıydı.Etrafındakiler,artık dönülmez bir yola girdiğini biliyor,Atamızın gözlerinin önünde eriyip gitmesine dayanamıyorlardı.
Bir aralık pencereden bol bir ışık yansıdı. Elektriklerle donanmış bir Boğaziçi vapuru, sarayın rıhtımına yanaşacak kadar yaklaşmıştı. Alkışlar, ölümün kanat gerdiği bu hüzünlü odanın matemli havasını dalgalandırdı. "Üniversite gençleri tebrike gelmişler." dediler. İşaret etti, kollarına girildi. Pencere kenarındaki koltuğa oturtuldu. Ayağa kalkmak istedi, kaldırıldı.Malum 29 Ekim’di.
Eliyle vapurdakileri selamladı. Görüldü mü, sezildi mi bilmiyorum. Vapurda bir alkış tufanıdır koptu. Yaşa sesleri göklere yükselirken vapur da hareket etti. "Dağ başını duman almış"ın ilk nağmelerini işiten Atatürk yanındakilere döndü. Cansızdı fakat gözlerinde zekanın ve iradenin ışıkları parlıyordu. Cılız ve teessürsüz bir sesle gençlere işiteceklermiş gibi: "Bu bayramlar ve yarınlar sizindir, güle güle..." dedi. Atatürk yatağına yatırıldı. Kılıç Ali'yi sert bir öksürük tuttu, dışarıya fırladı. Ben de çıktım.Hemşehrisi, kızları, arkadaşları, adamları için için ağlıyorlardı. Ben de onların arasında idim.......”
Evet Atam.Bu cumhuriyet senin eserindir.Korumaksa bizim görevimiz.Sen hasta döşeğinde iken bile bu günün önemi bilensin.Hastalığının iyice ilerlediğini sezince, noter huzurunda vasiyetini yazdırıp,ailenin ve yakınlarının geçimlerini sağlayacak kadar bir para ayırdıktan sonra, bütün servetini ,kurmuş olduğun Türk Tarih ve Türk Dil Kurumuna bağışlayan yine sensin.Savaş döneminde atından düşüp kaburgası kırılmasına rağmen,”yolculuk yasaktır,ölebilir” açıklamasına rağmen,trende kendine göre koltuk yaptırıp bu Kurtuluş mücadelesinde o halde elinden geldiğince mücadele eden,cumhuriyeti bu ülkeye getiren,egemenliği kayıtsız şartsız millete teslim edensin.Sen,vatan nasıl sevilir,öğretensin.
Bu gün sevineyim mi üzüleyim mi bilemiyorum.Çünkü 10-12 gün sonra seni kaybetmenin üzüntüsünü kalplerimizde hissedeceğiz.Ama “bugün sevinmezseniz,asıl o zaman beni kaybedersiniz” dediğini duyar gibi oluyorum.Devletimiz 85 yaşında diyorum seviniyorum.Nice yıllara,nice başarılara Türkiye’m diyorum.
Sevgili dostlar,sevgili gençler,sevgili çocuklar…Bu ülke üzerinde yaşayan herkes Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı sayılır.Herkesin çeşitli etnik kimlikleri var.Olması kadar da doğal bir şey olamaz.Ortak olan bir şey varsa da bu vatan hepimizin.Türkiye Cumhuriyetimize sahip çıkalım.Zarar verenlere karşı her zaman uyanık olalım.Bizi bölmeye çalışan,aramıza ayrılık tohumları ekmeye çalışanların oyunlarına gelmeyelim.Başka vatan başka ülke,velhasıl kelam ,başka Türkiye yok…
nyarar